Mardin Roj

Tuma Çelik yazdı: Zor zamanlar

Tuma Çelik yazdı: Zor zamanlar
  • 3 Haziran 2020 10:48 | Son Güncellenme: 29 Temmuz 2020 18:47

Zor bir ülkede yaşıyoruz. Ve maalesef bu zor ülkede kötü zamanlardan geçiyoruz.

Bugün sabah haber kanallarını dolaştım. Hemen hepsinde Amerika’nın Minnesota eyaletinde yaşanan olay/olaylara ilişkin haber ve yorumlar vardı. Amerika’da yaşanan bu vahim olaya ilişkin dünyanın diğer yerlerinde yapılan protestolar da haber kanallarının gündemini oluşturuyordu.

Yadırgamıyorum, dünyanın herhangi bir yerinde, insanlığa karşı herhangi bir suç işleniyorsa bunun gündeme taşınması ve tepkiyle karşılanmasının sağlanması gerekir. Bu anlamda siyasetçilerin ve halk kitlelerinin ortaya koyduğu tepkiler yerinde medya kuruluşlarının yaptıkları doğrudur.

Ancak Türkiye’deki kimi (aslında çoğu) siyasetçiler ve ana akım medya kuruluşları, ülkemizden binlerce kilometre uzakta yaşanan bir olaya ilişkin gösterdikleri hassasiyeti, ülkemizde her gün yaşadığımız benzer olay ve yaklaşımlara göstermiyorlar. Uzak değil daha bir-iki gün önce Diyarbakır’da yaşanan İşkence olayı, Ankara’da bir gencin katledilmesi ve daha öncesinde kiliselere yönelik yapılan saldırılar, benzer çevreler tarafından gerektiği gibi ne gündeme taşındı ne de eleştirildi. Bunların öncesinde iktidara (çok) yakın medya kuruluşları olan Ülke TV ve Gerçek Hayat dergisinde işlenen nefret suçları ise unutulup gitti.

Daha da kötüsü, Türkiye’de yaşanan bu nefret ve insanlık suçları iktidara yakın çevreler tarafından unutturulup geçiştirilmeye çalışıldı. Hatta Diyarbakır’daki işkence olayında olduğu gibi bazı olaylarda yaşananlar normalleştirilmeye ve yapanlar aklanmaya çalışıldı. Oysa bütün bu olaylar en azından çok ciddi bir şekilde ele alınması ve tartışılması gerekiyordu. Çünkü bana göre bütün bu olaylar sanıldığı gibi tekil ve tesadüfi olaylar değildir.

Yanlış anlaşılmasın, Amerika’da yaşanan olayı küçümsemiyorum. Çok kötü ve her ortamda karşı çıkılması, faillerinin en ağır biçimde cezalandırılması gerekir. Ama sonuçta bu suç tekil bir suçtur ve sistem tarafından savunulmuyor, arkasında durulmuyor veya en azında yok sayılmıyor.

Peki ya bizim ülkemizde yaşananların durumu nedir? İşte bence üzerinde durmamız gereken en önemli mesele bu!

Evet maalesef bizim ülkemizde, hepimizin yanlış ve suç gördüğü birçok şey normalmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Mesele işkence insanlığa karşı bir suç olmasına rağmen iktidara bağımlı yetkililer tarafından normalleştirilmeye ve bazı çevreler –ki bu çevreler de iktidarın etrafındaki nüfuzlu ve yetkili kişiler- tarafından gururlanılacak bir mesele olarak önümüze konuluyor.

Daha da kötüsü bizim ülkemizde devletin en tepesinde bulunan Cumhurbaşkanı hiç çekinmeden Türkiye’deki azınlıklara karşı ikide bir içinde, “afedersiniz Ermeni…, Kılıç artıkları…” gibi nefret söylemi içeren cümleler kurabiliyor. Bakanlar, milletvekilleri mecliste ve daha birçok yerde ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi kutsayan konuşmalar yapabiliyor. Bu söylemlere maruz kalan bizler dışında da kimse çıkıp bir şey demiyor.

İşte ben bu yüzden “zor bir ülkede yaşıyoruz” diyorum. Üstelik bu zorluk, içinde bulunduğumuz salgın hastalık ve diğer krizler nedeniyle, Türkiye tarihinin en zor en kötü zamanlarını oluşturuyor. Çünkü şu anda dünyanın hiçbir yerinde kimse “daha fazla nasıl büyürüm?” diye düşünmezken, herkes küresel anlamda yaşanan bu olumsuzlukları nasıl atlatırım diye çabalayıp bu anlamda dayanışmacı, paylaşımcı politikalar uygulamaya çalışırken, bizim ülkemizde tam da buü dönemde ayrıştırıcı, ötekileştirici ve baskıcı politikalar daha da çoğaldı.

Ama bütün bunlara rağmen ben umutluyum. Yarınların daha güzel olacağını, hepimizi daha güzel günler beklediğini düşünüyor ve bunun üçün mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu umutlu olma ve mücadele etme halinin sebebi belki de biz Süryaniler olarak geçmişte çok daha zor günler geçirmemizden ve bu zor günleri mücadele ederek atlatmış olmamızdan kaynaklanıyor.

Sonuç olarak, bugün gerçekten zor bir ülkede kötü zamanlardan geçiyoruz. Elbette bu durum hepimiz bir şekilde etkiliyor/etkileyecek. Hiçbirimizin bundan kaçınma imkânı yok. Diüer taraftan içinde bulunduğumuz durum ne kadar kötü ve zor da olsa onu atlatma imkânımız var. Ama bunun için de doğru temeller üzerinde mücadele etmemiz gerekiyor.

Dolayısıyla hep birlikte mücadeleye…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ