Mardin Roj

Ölümü çok erken olan yoldaşlar

Editör

  • 18 Eylül 2021

Telefonu kapattıktan sonra konuşmakta zorlanarak, “Çok acı, çok kötü bir haber arkadaşlar” dedi. Biz anlamıştık, bu bir ölüm haberini vermenin zorluğu idi. Arayan Emin Özmen’di ve bir yoldaşın ölüm heberini veriyordu.

 

HASAN KUL

 

Mardin’de son gecemizdi. Bir gece önce çok gürültülü bir mekânda olduğumuz için arkadaşlarımızla doğru düzgün sohbet edememiştik. Mecit ile Deyr ül Zaferan manastırını gezdikten sonra Veysi Hoca’nın önerisiyle Şahin Tepesi olarak adlandırılan bir mekâna gittik. Gerçekten yakıştırma doğruydu, Mardin ovasına tepeden bakan bir yerdi burası. Altı kişiydik, bize ayrılan masaya oturduk, tam o anda Necat’ın telefonu çaldı ve kısa konuşmanın sonunda Necat’ın sesinin titrediğini ve gözlerinin dolduğunu fark ettim.

Telefonu kapattıktan sonra konuşmakta zorlanarak, “Çok acı, çok kötü bir haber arkadaşlar” dedi. Biz anlamıştık, bu bir ölüm haberini vermenin zorluğu idi. Arayan Emin Özmen’di ve bir yoldaşın ölüm heberini veriyordu. Necat güçlükle Şeyhmus kalp krizi geçirmiş ve ölmüş diyebildi. Hangi Şeyhmus’tu kaybettiğimiz? Bir an soran gözlerle biri birimize baktık. Doğrusu kimseye konduramıyorduk ölümü. Necat, sorumuzu yanıtladı: Tekin dedi, Şeymus Tekin.

 

Şeyhmus Tekin – İbrahim Turgut

O an itirazlar yükseldi masadan: “Şakadır lav. Daha bir ay önce Kızıltepe’deyi. Piniker oynadık dedi, Mecit. Gültekin söze girdi ve İstanbul’da buluştuk, piniker oynadık, biri birmize söz verdik, yeniden görüşmek için dedi. Ama bu sözlerin, yaşanmışlıkların hiç bir anlamı yoktu ve gerçekliği değiştirmiyordu ve 62 yaşındaki yoldaşımız Şeymus Tekin artık aramızda yoktu. Daha bir ay öncesinde yoldaşı İbrahim Turgut Rojava’da hayatını kaybetmişti. Cezaevi resimleri yayınlanmıştı Tillerman sayfasında.

 

 

Şeyhmus’u “Kurtuluş Kendini Anlatıyor” sözlü röportajlarının seksiyon bölümünde tanımıştım daha bir çok yoldaşımı tanıdığım gibi. Sonra İstanbul Bakırköy’de çoğu öğrencim, yoldaşlarımla katıldığım yemekli bir toplantıda karşılaşmış ve tanışmıştık. Sanki yıllardır tanışıyor gibi samimi olmuştuk. Aynı siyasal geleneğin ben yaşlılar grubunu Şeyhmus ise bana göre gençler grubunu temsil ediyordu. Mütevazi ama yoldaşlarının anlattığına göre üstlendiği her işi gereği gibi yerine getiren kararlı bir devrimci idi.

Yoldaşım, “Doğum gibi ölüm de yaşamın bir gerçeği, her fani ölümü tadacak” gibi klasik lâflar sen ve öteki yoldaşlarımın kaybını açıklamıyor. Hayat da ölüm de hiç adil değil. Ölüm sana hiç yakışmadı. Sözlerimi Yunus Emre’nin sözleriyle bağlamak istiyorum: “Şu dünyada iki şeye/ Yanar için göynür özüm/ Genç yaşında ölenleri/ Gök ekini biçmiş gibi”. Sen benim kavgamın yüreğinde yaşayan bir devrimciydin. Anıların ve mücadelen yoldaşlarına rehber olsun.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ