Mardin Roj

Mardin’de hava kirliliği artıyor

Mardin’de hava kirliliği artıyor
  • 2 Şubat 2020 15:28 | Son Güncellenme: 2 Şubat 2020 15:29

Her geçen gün artan hava kirliliğinin insan sağlığına ve ekolojik dengeye zarar verdiğine dikkat çeken Mezopotamya Ekoloji Hareketi üyesi Derya Akyol, kum ocakları nedeniyle hava kirliliğinde artış yaşandığını söyledi.

Ülke genelinde her gün farklı etkenlerden dolayı oluşan hava kirliliği gün geçtikçe artıyor. Filtresiz fabrika bacaları, her geçen gün büyüyen inşaat sektörü ve yeşil alanların giderek yok olması bu hava kirliliğinin artmasının asıl nedenlerinden sadece bir kaçı. Var olan bu hava kirliliğinin kendini en çok gösterdiği yerlerden biri de Mardin. Son 10 yılda artan inşaat sektörü ve yapılan binalar ile adeta beton kentte dönüştürülen tarihi şehrin temiz havası yok oluyor. Bu kirliliğin kendini en net kış ayında gösterdiğini dile getiren Mezopotamya Ekoloji Hareketi üyesi Derya Akyol, kirlilik nedeniyle kentte son yıllarda hastalıkların arttığına dikkat çekti.

‘Alt yapı planlamaları yapılırken doğal sonuçlar tartışılmıyor’

İnsanların uzun yıllardır doğanın bir parçası olduklarını ve bu durumun dünyada bir bütünlük oluşturduğunu söyleyen Derya, “İnsan ve tüm diğer canlı varlıklar bir ekolojik krizin bir alt üst oluşun eşiğindedir. Kapitalist devletler, ‘büyüme hırsı ve sermaye’ yaşamın yok oluşu pahasına desturlarına hızla devam etmektedir. Çevre, ‘hava kirliliğine’ neden olan aslında sermaye birikimine dayandırılabilir. Ülke bazında özellikle inşaat, madencilik faaliyetleri, devasa alt yapı projelerinin yapılması veya planlanması konuşulurken bunun doğal sonuçları üzerinde asla tartışma ortamı yaratılmamaktadır. Yerel bazlı düşündüğümüzde de bunun yansımalarını görmekteyiz” dedi.

‘Hastaneler solunum yolu rahatsızlığı olan hastalar ile dolu’

Mardin yerelinde son 10 yılda artan inşaat sektörü ve ocakların yaşanan hava kirliliğine en büyük etken olduğunu belirten Derya, kentteki yurttaşların her geçen yıl daha da sağlıksız bir hava soluduğunu söyledi. Derya sözlerine şu şekilde devam etti: “Mardin yerelinde gün geçtikçe artan araba sayısı, konut ihtiyacı yeterli iken yarım bırakılmış yüzlerce inşaat alanı, kimisi çalışmayan ve asla toplumsal olmayan maden ocakları, filtresiz bacalar, ağaçlandırılması gerekirken betonlara gömülmüş olan yeşil alanların azlığı, sistematik bir şekilde sıklıkla karşılaştığımız orman yangınları hepsi birer çevre felaketidir. Hava kirliliği bireysel yaşamı tehdit etmediği bir hastalık meydana getirmediği müddetçe de pek farkına varamıyoruz. Ancak gözümüzle görmediğimiz partiküller ve zehirli gazlar ile yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Kent üzerindeki dumanları özellikle kış aylarında çok net görebiliyoruz. İnsanlar diğer illere oranla buranın daha temiz olduğunu düşünüyorlar ama buranın havası da her geçen gün kirletiliyor. Kent merkezi de dahil ilçelerle birlikte 10’dan fazla kum ocağı var. Kent merkezinde yaşayan yurttaşlar bile bu kirliliğin farkında, çünkü her sene geçen seneye oranla daha kötü geçiyor. Şu an hastanelere gitseniz acil servisler solunum yolu ya da enfeksiyon kapan hastalar ile dolu. Bu bir tesadüf değildir.”

‘Doğa üzerindeki sömürü son bulmalıdır’

Bu durumun ancak sistemin yarattığı ekolojik krizin çözülmesi ile sona ereceğini ifade eden Derya, dünya üzerinde 10 kişiden 9’unun temiz hava ile tanışmadığı ele alınırsa bunun ciddi tehlikelere gebe olduğuna işaret etti. Derya, “Ulaşımda araçların asgari kullanımda tutulması ya da toplu taşıma geliştirilmesi, bacalara filtre takılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının evlerde kullanılmaya başlanması, ağaçlandırma yapılması şeklinde bireysel çabalar elbette adım ve duyarlılık oluşturabilir ama ne yazık ki tekelci şirketlerin karşısında ancak küçücük bir ses olarak kalacaktır. Son zamanlarda farklı kesimlerce ve hükümetlerce sıkça gündemde ’ekolojik kriz, çevre duyarlılığı, yaşanabilir dünya’ yer alsa da üretilen her alternatif aynı şekilde sermayeye hizmet etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Sistemin yarattığı ‘doğayı bir kaynak olarak görme’ ve ‘doğa üzerindeki tahakküm anlayışı’ ortadan kalkmadıkça doğa sömürülmeye devam edilecektir” diye konuştu. (Jinnews)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ