Mardin Roj

Katledilip, yakılan Dargeçitli köylülerin yakını: Peşini bırakmayacağım

Katledilip, yakılan Dargeçitli köylülerin yakını: Peşini bırakmayacağım
  • 05 Nisan 2021

Dargeçit’te öldürüldükten sonra yakılan 7 köylüden biri olan Zülfer Akkurt’un kardeşi Hayrettin Akkurt, katliama ilişkin şikayetlerinden dolayı dönemin İlçe Jandarma Komutanı Ali Tapan tarafından tehdit edildiğini hatırlatarak, “Bu davanın peşini bırakmayacağım” dedi.  

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı kırsal Çelik (Çêlik) köyüne 3 Temmuz 1993’te baskın yapan askerler tarafından “örgüt mensubu” denilerek öldürülen Ahmet Kavakçıoğlu, Mehmet Kavaçıoğlu, Alaattin Acar, Fahrettin Acar, Mahmut Erol, Süleyman Erol ve Zülfer Akkurt’un cenazeleri yakılmıştı. Haklarında “örgüt mensubu” oldukları yönünde tutanak tutulan 7 kişinin ölümüne dair soruşturma olay tarihinde kapatılmıştı. JİTEM tarafından 90’lı yıllarda işlenen cinayetlere dair soruşturmaların başlatılması üzerine köylülerin ailelerinin İnsan Hakları Derneği (İHD) aracılığı ile yaptıkları başvuru sonucunda 1 Kasım 2013’te Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı kabul etmişti. 2013 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma daha sonra yetkisizlik kararı verilmişti. Son olarak soruşturmayı yürüten Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2020 yılının sonuna doğru savcılık “zamanaşımı” ve öldürülen köylülerinin “milis” olduğu iddiasında bulunarak dosyada “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı vermişti.
Karara ilişkin ailelerin avukatları aracılığıyla Midyat Sulh Ceza Hakimliği’ne yaptığı itiraz yerinde görülerek, takipsizlik kararı kaldırıldı. Hakimlik kararının gerekçesinde Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ilgili maddelerine atıfta bulunularak, “Etkin bir soruşturma olmadan, zamanaşımına dayalı olarak soruşturmanın neticelenmesi devlete yüklenen ölümü soruşturma yükümlüğünün ihlali olacaktır” ifadeleri yer aldı.
ÖNCE ÖLDÜRDÜLER, SONRA YAKTILAR
Henüz 14 yaşındayken yaşanan katliama tanıklık eden ve olayda ağabeyi Zülfer Akkurt’u kaybeden Hayrettin Akkurt, yaşananlara kimsenin göz yummaması gerektiğini söyledi. Katliamı yapanların “Bunlar PKK’liydi” diyerek suçu üzerlerinden atmaya çalıştığını vurgulayan Akkurt, olaya dair tanıklığını şu sözlerle anlattı: “Ağabeyim köyde şoförlük yapıyordu. Karakolun bütün ihtiyaçlarını da kendisi karşılıyordu. Yemeklerini, ekmeklerini hep ağabeyim getirip götürüyordu. Öldürülmeden 8 ay önce de nikahlandı. Yine öldürülen Mehmet Kavaçıoğlu’na devlet tarafından silah verilmişti. Onlara gece gündüz yardım edenleri ve silah verdikleri kişileri ‘PKK’li’ diye öldürdüler. Bu insanların evlerinin önünde işkenceyle nasıl öldürdüklerine herkes şahittir. Ağabeyimin öldürülmesine ben, annem ve yengem şahit olduk. Gözümüzün önünde silahla vurdular. Öldürdükten sonra cenazeleri arabaya koyup karakolun üst tarafına götürdüler. Devletin Mehmet Kavaçıoğlu’na verdiği silahta olmak üzere yanlarına ve üzerlerine silah katıp ‘7 PKK’li öldürdük’ diye haber yaptılar. Ardından tekrar cenazeleri karakoldan köye getirdiler ve ateşe verdiler. Daha sonra kemiklerini torbaya koydular ve götürdüler.”
KEMİKLERİ BAŞKA YERE DEFNETTİK
Cenazelerin yakıldığına ilişkin bir çok delilin olduğunu belirten Akkurt, “Köyümüzde adeta bir katliam yaşandı. Köyümüz suyun altında kalmış. Keşke kalmasaydı da gidip görebilseniz. Aradan 28 sene geçmesine rağmen yakılan o izleri görürsünüz. Köyümüz su altında kalmadan ben bu cenazeleri çıkarıp ayrı bir yere defnettim. Eğer istiyorlarsa gelip test yapabilirler” dedi.
TAPAN’IN AVUKATINDA TEHDİT
Her şeyin dönemin Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Ali Tapan tarafından yapıldığını ifade eden Akkurt, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na şahitlerle birlikte suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Bunun üzerine Ali Tapan’ın avukatı tarafından evine bir uyarı kağıdının gönderildiğini belirten Akkurt, “Bunun üzerine Ali Tapan’ın avukatını aradım ve ‘sen bunun avukatlığını nasıl yapabiliyorsun. Hiç vicdanın sızlamıyor mu?’ diye sordum. Bana ‘devletin emri ile yaptı’ diyerek karşılık verdi. Yani bu olayı devlet emretmiş. Bana ‘davadan vazgeç, eğer vazgeçmezsen kendin bilirsin’ dedi. Ben asla bu davadan vazgeçmeyeceğimi, elimden geldiğince bu davanın takipçisi olacağımı ve ağabeyimle birlikte katledilen her insanın hakkını soramaya devam edeceğimi söyledim. Türkiye’nin neresinde olura olsun ben bu davanın peşini bırakmayacağım” diye konuştu.
HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE
“Türkiye’de olan hukuksuzluk herkesin gözü önündedir” diyen Akkurt, “Doğu ve Güneydoğu’daki halklar neden İstanbul’a kaçıyor? Bizim İstanbul’a, büyük şehirlere ihtiyacımız yoktu. Baskılardan, ölümlerden, işkencelerden buralara gelmek zorunda kaldık. Köyümüz yakıldıktan sonra yaşamı da yok ettiler. Hala da oralarda bu sıkıntılar yaşanıyor. Sıkıntılar orda bitmez. Keşke her şey rahat olsa, savaş olamasa ve insanlar korkmadan orada yaşasa. Ama orada öyle bir durum yok, orada zulüm var. Kimse rahat değil. 1991-92 yıllarını yaşıyor gibiyiz” ifadelerini kullandı.
ARTIK KABUL ETSİNLER
Devlet eliyle köylerinde yapılan katliamın artık aydınlatılması gerektiğinin altını çizen Akkurt, orada yaşananların artık herkesin bilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Köylerinde yaşanan zulmü son nefesine kadar unutmayacağının altını çizen Akkurt, “Benim davadan bir ümidim yok. Yalnız nereye kadar giderse gitsin ben bu davayı devam ettireceğim. Burada ağabeyimi öldüren devlet, yargılamayı yapan devlet. Hangisi hangisini suçlayacak ben onu bilmiyorum. Ama yaşananları anlatmaya devam edeceğiz. İsterlerse 10 değil 20 şahit getiririm. Yeter ki bu dava artık bir sonuca varsın. Sadece bunu talep ediyorum. Bu olayı yaptıklarını kabul etsinler. Bu davayı sahipsiz sanmasınlar” diye konuştu. (MA)
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ