Mardin Roj

İmralı’daki özgürlük diyaloglarında neler konuşuldu?

İmralı’daki özgürlük diyaloglarında neler konuşuldu?
  • 25 Eylül 2021

PKK Lideri Abdullah Öcalan, özgür kadın diyaloglarında kurtuluşun eril sistemle sonsuz boşanmada olduğunu belirterek, kadınlara “Sonsuz özgürlük diyorum. Kendi örgütlülüklerini, sistemlerini oluşturmalılar” önerisinde bulundu. 

Sunduğu perspektif ve çözümlemeleriyle Kürt kadın tarihinde önemli bir yere sahip olan PKK Lideri Abdullah Öcalan, uluslararası komployla Türkiye’ye getirildiğinde “Yarım kalan yaşam projem” dediği kadın özgürlük mücadelesine dair öz savunmadan ekonomik bağımsızlığa kadar geliştirdiği alternatif çözümlerle dikkat çekti. “Ben burada hala bu konuyu araştırdıkça, okudukça dehşete düşüyorum. Kadınlar hala bu sorununu anlamamış, çözememiş durumda. Kadınlar kendi sorununu anlamalı, çözmeli. Kendi cinsinizin farkında olacaksınız, kendinizi tanıyacaksınız. Özgür kadın diyorum” diyen Öcalan, Kürt kadının kendini tanımasından mücadeleye ve savunmaya kadar önemli bir aşama kaydetmesinde etkili oldu.
KADININ TOPLUMSAL SÖZLEŞMESİ 
2001 yılında toplumsal sözleşme önerisinde bulunan Öcalan, avukatları aracılığıyla kadınlara şu mesajı gönderdi: “Bağımsızlıklarını koruyorlar mı? Demokratik faaliyetlere ağırlık vermeleri gerekir. Eğitim durumlarını geliştirsinler. Her tarafta toplu mekânlara okul sistemleri geliştirsinler, bunda ısrarlı olsunlar. Kadın boyutu ile ilgili ileri düzeyde katkıda bulunmak ister. Akademi kursunlar. Kendi kurtuluşlarını, sanat ve öz yaşam anlayışlarını kurdukları akademi ile geliştirmeliler. Bir nevi kendi eğitimlerini kendilerinin yapmaları lazım. Kendi ideolojik eğitimlerini kuracakları okullarda, akademide yapmalıdırlar. Bu konuda bir kitap yazmak isterdim. En fazla yoğunlaştığım alandır bu. Bu konuda sınırlı kaynaklarla önemli tespitlere ulaştım. Ulaştığım bu düzeyde fikirler beni tatmin etti. Kendilerini, kadının toplumsal sözleşmesini, ‘21. Yüzyıl Kadın Özgürlük Manifestosu’ niteliğinde oluşturmalılar. Nasıl ki J.J. Rousseau’nun Toplumsal Sözleşmesi varsa, kadının da ‘Özgür Toplumsal Sözleşmesi’ ya da ‘Kadının Toplumsal Sözleşmesi’ şeklinde bir kitabı oluşturulmalıdır. Bu konu sadece Kürt ve Türk kadınları için değil, bütün dünya kadınları içindir. Kadın Özgür Toplum Sözleşmesi geniş bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Bu, evrensel ve uluslararası bir öze sahiptir. Kadın hareketi çevre hareketi ile birleşmelidir. Çocuk ve Çevre Sözleşmesi BM tarafından yayınlandı. Kadın hareketi bunlarla birleşmelidir.”
ÖZGÜRLÜK AKADEMİSİ 
Aynı mesajında Öcalan, Kuzey ve Doğu Suriye’de kurulan Kadın Vakfı’nın önemine değinerek, “Bu güzel bir adım. Bu vakıf sadece Kürtlerin değil, Türk, Kürt, Avrupa ve tüm dünyadaki kadınların yeri haline gelmeli. Burayı Özgürlük Akademisi olarak değerlendirmek gerekir. Özgürlük okulu olarak kullansınlar. Buraya kirli erkek eli, kirli kadın eli değmemeli. 10 bin yıllık tarih çizgisini temsilini yapacaklar. Çok sevdiğim bazı çocuklar, kimsesiz çocuklar vardı. Yine Türkiye’de, İran’da kendilerini yakan çocuklar vardı. 40’ar, 50’şer kişilik gruplar halinde erkek-kız ayrımı yapmadan bu çocukları alıp eğitsinler. Okul barış ve yeni yaşam için eğitim yeri olmalı, analar için eğitim yeri olmalı. Bir okul gibi; Kürtçe dilini, tarihini öğreten bir okul, özgür yaşam projesini burada hayata geçirin.
Türkiye’de de Özgürlük Akademileri olabilir. Son dönemlerde herkes aşk şairi kesilmiş. Bu konulara kalem atmayan yazar kalmamış gibi. Bazıları bu süreci saptırmaya çalışıyor. Kadın olayının demokratik hamlesi çok saptırılıyor. Aşk adı altında düşürülüyor. Kadın biraz özgürlük düzeyi yakaladı, kadınla onurlu bir yaşam, kadın onurlu yaşamı yakalamalı. Kadın meselesini de iyi kavramak lazım, kadını biz insan yerine koyacağız, onurlu bir biçimde yaşanacak, o zaman kadınla onurlu yaşanacak. Böyle büyük kadının ortaya çıkarılabilmesi, dünyayı ve toplumu kurtarır. ‘Ne genel ne de özel ev peşinde koşsunlar’ diyorum. Daha önce de ‘özgür evler’ demiştim. Özgür evlerden Sümer Devleti döneminde geneleve geldi, Musakkadim gelişti. Özgür evlerde buluşsunlar. Başlangıçta aile iyi bir kurumdu, sonra köleleştirildi. Biraz paraları da evleri de olmalı. Ben ‘rahip ya da rahibe olsunlar’ demiyorum, rahiplerin nasıl yaşadığını anlasınlar, tanrıça kültürü Star’dan İştar’a, İnanna’ya,  Afrodit’e kadar gelir. Bu kültürü yaşatmaya çalışacağız, bu bizim kültürümüzdür” dedi.
ÖZ SAVUNMA 
2001 yılında kadınların meşru savunma çizgisini geliştirerek, kadın partileşmesinin ayaklarını tamamlaması için “21’inci yüzyıl kadın özgürlük yüzyılı olacak” belirlemesinde bulunan Öcalan, kadına yönelik şiddet ve katliamların arttığı 2009 ve 2010 yıllarındaki görüşmelerde, “Bu dönemde en çok kadının öz savunması önem taşıyor. Doğrudan namus anlayışıyla yaklaşmıyorum, kadının beyinsel, ruhsal, bedensel kendini korumasından bahsediyorum. Meşru savunmayı herkes yapar. Ben öz savunma kavramını bunun için geliştirdim. Her grubun herkesin, kadınların, özellikle kadınların kendilerini savunmaları gerektiğinden bahsetmiştim. Kendi öz savunmalarını geliştirmeleri gerektiğini söylemiştim. Herkes bilinç ve iradeleriyle kendilerini korumalarını bilmelidir. İlginçtir, savunma yapmaları gerekenleri de ben savunmak durumunda kalıyorum. Her grup, herkes kendi bulunduğu alanda kendi savunmasını yapar.
Kadınlar öz bilinç ve güçlü irade ile kendilerini koruyabilirler. Namus kesinlikle cinsellik değildir. Namus, öz bilinç ve güçlü iradedir. Kendinize, ruhunuza ve bedeninize sahip çıkın” diye belirtti.
EKONOMİK KOMÜNLER
2008 yılının 8 Mart’ında kadınlara gönderdiği mesajında kadınlara özellikle kendi örgütlülükleri ve ekonomilerini oluşturmaları gerektiğini ifade eden Öcalan, şu önerilerde bulundu: “Kapital finans, kadını denetim altına almak için cinsiyetçiliğini kullanıyor. ‘Nasıl âşık olacağından, nasıl yaşayacağından, nasıl sevişeceğine’ kadar tümünü tek tipleştiriyor. Kadın üzerinden toplumun iktidarını hedefliyor. Ulus-devletle nasıl bir kimlik istiyorsa, onu dayatıyor. Kapitalizm kadına yeni hiçbir şey vermemiştir. Kadını her yönüyle daha da kuşatmaya almıştır.
Aile, kadın etrafında oluşur. Kadınlar üreticidirler. Ürettikleriyle kendi ekonomik sorunlarını çözebilirler. Mesela bir tarla kiralayarak organik tarım yapabilirler. Kadın konusu önemlidir, önemsiyorum. Kadınlar, bana göre sömürgeleştirilen son ırk, son ulustur. Batman’da daha önceleri birçok kadın intiharları oluyordu, son süreçte bunlar azaldı. Bunun sebebi Batman’da demokratik siyasetin gelişmesi, demokratik tartışmaların yükselmesidir. Demokratik kültür topluma yaygınlaştıkça daha çok yaşama bağlar. Benim siyaset felsefemde, bunca yıllık deneyimle ortaya çıkardığım en doğru sonuç, demokratik komünler halinde örgütlenmek ve toplumun her kesiminde bu komünleri yaymaktır.”
SİSTEMLE SONSUZ BOŞANMA 
Hükümet arasında Kürt sorunun tartışıldığı yıl olan 2009’daki değerlendirmesinde kurtuluşun eril iktidardan sonsuz boşanmada olduğunu belirten Öcalan, kendi siyasetlerini, akademilerini ve ekonomilerini oluşturmalarının olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi. Sonsuzluk ile ilgili düşüncelerini ise Öcalan, şöyle ayrıntılandırdı: “Kadının kendi özgürlüğünü kurmak için, siyasal bilinç ve siyasal eylemlilik gerekiyor. Bunu yaratmaları gerekiyor. Kadın özgürlüğü ya da kadın erkek ilişkisi öyle romantik aşk ya da sonsuz aşk ya da cinsel özgürlükle elde edilemez. Sonsuz aşkla yaşayacaklarsa özgürlüğü bilince çıkarmaları gerekiyor. Yoksa cinsel tutkudan da söz etmiyorum. Cinsellik olacaksa bile bu sonsuz aşk temelinde yaşanması gerekiyor. Kadının önce eril iktidardan sonsuz boşanmasını söylüyorum, sonsuz özgürlük diyorum.”
Kadınlara “Kazanılacak bir dünya var” diyerek seslen Öcalan, 2011 yılında yapılan avukat görüşmelerinde öncelikle Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nde derinleşmeleri ve ideolojik bir güç haline gelmelerini önererek, erkeklere asla güvenilmemesi tavsiyesinde bulundu. Öcalan, özgürleşme alanında kadının ilk önce ideolojik ve fikir olarak özgürleşmesi ve güç kazanması ikinci olarak kendi örgütlülüğünü oluşturması gerektiğini vurguladı.
EŞBAŞKANLIK 
21 Temmuz 2013 tarihinde İmralı’ya giden HDP Heyeti ile eşbaşkanlık sisteminin pratikleşme ve netleşme kararlarını tartışan Öcalan, şunları belirtti: “Kadın sorunu sınıfsal, kültürel, ekonomik bir sorundur. Kadın tarihi, kadın geleneği, bunların hepsi bir boyuttur. Kadınlar giderek ekonomik komünler oluşturmalıdır. Programlarını derinlemesine ele almalıdırlar. Eşbaşkanlık sistemi erkek zihniyetinin ve kültürünün oluşturduğu tekçi sisteme alternatif bir sistem oluyor. Eşbaşkanlık kurumsallaşmalı. Kadın toplumda yerini bulmalı. Kadın bir toplumsal dönüşüm aracıdır. Bu kadın kotası yanlış kavranıyor. Burjuva kapitalistleri gibi ifade ediliyor. Biz eşbaşkanlık sistemini getiriyoruz. Artık kota anlamsızdır. Çünkü tam eşitliği sağlamış oluyoruz. Eşbaşkanlık hızla hayata geçirilmeli. Eşbaşkanlık kadın ve erkek özgürlüğünü muazzam çözen bir şey. Bunu anlamanız lazım. Bu sistemi doğru işletmek lazım. Türkiye’ye muazzam bir katkı sağlar ve adaylık sorunlarını da çözer. Yani artık elimizde muazzam bir anahtar olmuş oluyor.
Eşbaşkanlık sisteminin kaldırılmasına kesinlikle hayır. Hukukta de facto ve de juere diye iki kavram vardır. Eğer çok zorluyorlarsa yasa üzerinden değil de fiili olarak yürütülsün. Söylediğim gibi fiili olarak yürütülebilir. Bir erkek bir kadın yine yürütmelidir. İlla bir kişi olacaksa da kadın olsun. Kadınlarımız bunu hak etmiyor mu?”
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ