Mardin Roj

İktidarın maymuncuğu: Gizli tanıklar

İktidarın maymuncuğu: Gizli tanıklar
  • 02 Ağustos 2022

Tanık koruma yasasıyla birlikte devreye giren “Gizli tanıklar” birçok dava dosyasındaki cezaların temel dayanağını oluşturmaya devam ediyor. 16 gazetecinin tutuklanmasına da gerekçe yapılan “gizli tanıklar”ın büyük bölümünün varlığı ise meçhul.

 

 

 

Gizli tanık mevzusu uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminde. Gizli tanık ifadeleri hukuk alanından çıkararak Türkiye’de siyasete doğrultu verme ve muhalifleri sindirme yöntemine dönüştü. Onlarca skandala neden olmasına rağmen halen gizli tanık ifadeleri üzerinden mahkemeler yargılama yapmaya devam ediyor.

 

 

 

“Gizli tanık” meselesi 2008 yılında çıkarılan tanık koruma yasasıyla birlikte Türkiye’nin gündemine girdi. Yasanın yürürlüğe girdiği günden şimdiye kadar yüzlerce skandala imza atıldı. Buna rağmen gizli tanık hadisesi halen iktidar yargısının en çok bel bağladığı ve kendi istemlerini gerçekleştirebildiği zemin olmaya devam ediyor.

 

 

 

GİZLİ TANIK’IN YER ALDIĞI İLK DOSYALAR

 

 

 

Türkiye 2008 yılında Ergenekon ve 2009 yılında da “KCK” davalarıyla tanıştı. Belli aralıklarla bir Ergenekon operasyonu bir KCK operasyonu biçiminde devam etti. Eğer Ergenekon dosyası kapsamında bir soruşturma varsa hemen arkasından bir de KCK operasyonu gelirdi. AKP kendince ‘düşmanlarını’ bertaraf etme yolunu bulmuştu. Gizli tanıklar üzerinden istenilen operasyon düzenleniyordu. Ergenekon üzerinden Kemalist-ulusalcılardan intikam alırken “KCK” üzerinden Kürt halkından intikam alıyordu. 2009 yerel seçimlerinde DTP yüzün üzerinde belediye başkanlığı kazanmıştı. “Ermenistan sınırına dayandılar” sözleriyle başarıyı hazmedemediğini açığa vuran AKP, ‘hukuk’ yoluyla Kürtleri terbiye etmeyi planlamaya başladı.

 

 

 

HUKUK ELİYLE SİYASET DİZAYN EDİLDİ

 

 

 

Türkiye’de hukuk her zaman siyaseti dizayn eden mecra olmuştur. Özellikle 12 Eylül darbesinden sonra yapılan yeni anayasa ile birlikte hukuk askeri darbelerin yerini almaya başladı. Türkiye Cumhuriyetinin ontolojik ve resmi ideolojisinin dışında hareket eden her türlü görüş, inanç, etnisite, ulus, topluluk, hareket ve örgüt ‘anayasaya’ dayanılarak bastırılmaya ve dağıtılmaya çalışıldı. Bu duruma dair DEP’li milletvekillerine dönük gerçekleşen 2 Mart 1993 darbesi, DEP geleneğinden gelen onlarca partinin kapatılması, KCK ana davası, Gezi davası, Çağdaş Hukukçular davası, belediyelere kayyum atanması gibi birçok hukuk darbesi sıralanabilir.

 

 

 

AKP-CEMAATİN GİZLİ ORTAKLIĞI: GİZLİ TANIK

 

 

 

Türkiye’de hukuk toplumu ve toplumsal hakikati korumak için değil tamamen devleti korumak amaçlı kullanıldı. Devletin varlığı toplumun varlığından önce geldiği için tüm partiler önceliği devleti topluma karşı koruyan bir anlayışla yasa çıkarmaya verdiler. İktidarlar kendilerini kalıcı kılmak için kendilerine yarayan yasalar da çıkardılar. Ancak 1982’den 2007 referandumuna kadar geniş bir anayasal değişiklik yapılmadı. AKP 1982 anayasasının büyük bir kısmını değiştirdi ancak öz ve anlayış olarak bir şey değişmedi. Tam tersi daha önce bizzat resmi ideolojik hukukunun garezine maruz kalan AKP daha fazla bu anlayışla hareket etti. Bu hukukun karşısında yer alacağına bu hukukun zırhını bürüyerek saldırıya geçti. Bu hukukla devlet içinde kurumlaşmaya başladı. 2016 yılına kadar gülen cemaati ile birlikte devletin tüm kurumlarına yerleşti. Ancak kurumlaşma beraberinde çelişki ve çatışmaları da getirdi. 2016 yılında cemaat ile aralarındaki çelişkiler bir darbe girişimine yol açtı. Başarısız darbe girişiminin ardından AKP devleti tek başına yönetme fırsatını yakaladı. 2017 anayasa değişikliği referandumunda yeteri oyu alarak başkanlık rejimine geçti. Her ne kadar hükümet biçimi olarak değişse de devletin kimi refleksleri asla değişmedi.

 

 

 

Gizli tanık yasasını en çok Gülen Cemaati tarafından kullandı. Emniyet-Savcılık-Özel Yetkili Mahkemeler işbirliği halinde istedikleri davayı açıyorlar, istedikleri gibi dosyaya yön verebiliyorlardı. AKP de bu duruma her türlü desteği verdi. Zaten 2013 Dershane Krizine kadar Cemaat-AKP ayrışması da pek yoktu. Onun için AKP, Cemaatin yaptığı tüm hukuksuzlukları destekledi, kimi yerde de üstünü örttü. 17-25 Aralık operasyonlarıyla durum tamamen değişti. 2016 darbe girişiminin ardından Cemaatin yerine MHP’yi yanına alarak hukuk darbelerine kaldığı yerden devam etti. Tanıklar maymuncuk misali her türlü sorunun ‘çözülmesinde’ (iktidarın aklanmasında) anahtar olarak kullanılıyorlar.

 

 

 

EMNİYET-SAVCILIK-MAHKEME İŞBİRLİĞİ

 

 

 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 7 bin 578 sayfalık ve 190 sanıklı dosya, 8 gizli tanığın ifadeleri üzerinden oluşturuldu. “Günışığı, Papatya, Mercek, X, Gülşah, Toros, Kar ve Padişah” adlı gizli tanıkların ifadeleri üzerinden yargılananlara onlarca yıl ceza verildi. Aralarında gazeteci, milletvekili, siyasi parti yöneticileri, akademisyen, sanatçı, belediye başkanlarının da bulunduğu yüzlerce kişi gizli tanıkların beyanları ile ceza aldı. Yöntem basitti; devlet yasadışı olarak topladığı bilgi ve belgeleri gizli tanıkların ağzından mahkemede ifadeye dönüştürerek hukuki zemine taşıdı. Mahkeme de bu beyanlara dayanarak sanıklara ceza yağdırdı. Özel Yetkili Mahkeme ve Savcılıklar Emniyet ile işbirliği halinde insanları nasıl cezalandıracakları konusunda uzmanlaştılar. Delillerin doğru veya yanlışlığına, hukuki veya hukuk dışılığına bakılmaksızın o mahkemelere düşen herkes muhakkak ceza aldı. Adeta orta çağın Engizisyon Mahkemeleri gibi toplum yargı kıyımından geçirildi.

 

 

 

KAYYIMA DAYANAK OLUŞTURULDU

 

 

 

Aradan yıllar geçti, defalarca yargı reformları yapıldı. Mahkemelerin işleyiş ve esasları değişti, görev ve isimleri değişti ancak gizli ve açık tanık beyanlarına göre yargılama usulü değişmedi.  Ne hikmetse bugün HDP’yi kapatma davasına dönüşen Kobanê Davası da yine gizli ve açık tanık beyanlarına dayandırılarak sürdürülüyor. ‘Hukukun gereği’ açık ve gizli tanıkların beyanları üzerinden iktidarın tam da istediği bir biçimde yerine getiriliyor. Öyle ki belediye başkanlarının görevden alınması ve yerine kayyum atılması da yine gizli tanıklar üzerinden yapıldı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın görevden alınması, yerine kayyum atanması ve cezalandırılması da ‘Bermal’ adlı gizli tanığın ifadeleri üzerinden oldu. Onlarca belediye başkanı gizli tanıkların ifadeleri üzerine görevden alındı. Halkın seçme-seçilme iradesine gizli tanık ifadeleri üzerinden hukuk darbesi vuruldu.

 

 

 

‘BULUNAMAYAN’ GİZLİ TANIKLAR

 

HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hakkında açılan ve 142 yıl hapsi istenen dosyanın da başkahramanı da bir gizli tanık. “Mercek” isimli gizli tanık aynı zamanda KCK ana davasının dosyasında yer alıyor. Bu gizli tanığın ifadeleri, birçok siyasetçiye verilen cezaların gerekçesi yapıldı. Ancak sonradan ortaya çıktı ki böyle bir kişi yok. Yani olmayan bir kişi üzerinden sahte gizli tanıklar yaratarak soruşturma dosyaları oluşturduğu ortaya çıktı. Hayali ihbarların yerini hayali gizli tanıklar aldı. Ancak durum ayyuka çıkmasına rağmen ceza da dosya da düşmedi.

 

 

 

TANIK OLMADIĞI ANLAŞILDI!

 

 

 

Gizli tanık ifadeleri üzerinden hakkında soruşturma açılan ve yüzlerce yıl hapis cezası istenen diğer bir kişi de Ağrı KCK davasında yargılanan BDP yöneticisi Yaşar Karakuş. Yargılama sürecinde Karakuşun avukatları gizli tanığa soru sorma istemlerini mahkemeye iletti. Bunun üzerine mahkeme önce Ağrı sonra Erzurum Emniyeti Tanık koruma Bürosuna gizli tanığın duruşmada hazır edilmesini talep etti. Ancak hem Ağrı hem de Erzurum’dan gelen cevapta böyle bir tanığın olmadığı belirtildi.

 

 

 

Erzurum emniyetinden gelen cevap şöyle: “Ağrı Dağı kod isimli tanığın Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hazır edilmesi istenilmiştir. Konuyla ilgili yapılan araştırma neticesinde Şube Müdürlüğümüz kayıtlarında belirtilen kod isminde bir tanığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Ağrı İli Tanık Koruma Büro Amirliği ile yapılan telefon görüşmesi (görüşmenin tutanağı mevcut) neticesinde Tanık Koruma Programı kapsamında ‘Ağrı Dağı’ kod isminde herhangi bir kayıtlarının olmadığı anlaşılmıştır. Bilgilerinize arz ederim.”(Ezgi Başaran, Radikal Gazetesi)

 

 

 

Benzer durumlar başka dosyalarda da vardı. 2019 yerel seçimler sonrası Mardin’de Kürt siyasetçilere dönük yürütülen soruşturmada da birçok gizli tanık ifadelerine yer verildi. Ancak dosya açılıp duruşmalar görülmeye başlayınca birçok tanığın ya hayal ürünü ya da sonradan ‘bulunamadığı’ ortaya çıktı.  Dosya kapsamında tutuklu yargılanan TJA aktivisti Sevil Rojbin Çetin’in gizli tanıkların duruşmada hazır bulundurulmasına dönük talebi her celse de yanıtsız kaldı. Rakam ve harflerle kodlanan fakat daha sonra isimleri ifşa olan “Malazgirt, Çanakkale, Plevne, Fetih, Ankara, Esirzaparan, Topkapı, Boldpilot, Boksör’ adlı gizli tanıklar ‘bulunmamaya’ devam ediyorlar.

 

 

 

Geçtiğimiz Haziran ayında Diyarbakır merkezli özgür basın kurum ve çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyonda onlarca gazeteci gözaltına alındı. Sekiz günlük gözaltı sürecinin sonunda adliyeye çıkarılan gazetecilerden 16’sı tutuklandı. Tutuklanma müzekkereleri incelendiğinde görüldü ki dosya gizli ve açık tanık beyanlarıyla dolu. Gözaltına alınanların hiç biri hakkında ifadeleri bulunmamasına rağmen sırf haklarında tutuklama kararı çıkartmak ve hukuki kılıfa büründürmek için dosya tanık beyanlarına boğduruldu. Dosyada ismi geçen “Ezel” ve “Firar” adlı gizli tanıklar son dört yıldır açılan hemen hemen tüm dosyalarda yer aldı. 2018 yılında yine Diyarbakır merkezli yapılan soykırım operasyonlarının başkahramanları bu iki gizli tanıktı. Aralarında gazeteci, siyasetçi, emek örgütleri yöneticileri, kadın aktivistleri, belediye eş başkanlarının da bulunduğu 150’den fazla kişi gizli tanık beyanlarıyla gözaltına alındı. Bu tanıkların ifadeleri doğrultusunda birçok kişi ceza alırken bir çok kişi de halen yargılanmaya devam ediyor.

 

 

 

Gizli tanık bulunamadı: Hayatından 5 yıl çalındı, sevdiği kadın da gitti’ (Ahval, 2018) (https://ahvalnews.com/tr/yargi/gizli-tanik-bulunamadi-hayatindan-5-yil-calindi-sevdigi-kadin-da-gitti)

 

 

 

Demirtaş davasının gizli tanığı ‘Mercek’ bulunamadı. (GazeteDuvar, 2018) (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/16/demirtas-davasinin-gizli-tanigi-mercek-bulunamadi)

 

 

 

Ankara JİTEM Davası: Gizli Tanıklardan ‘Ayışığı’ Kayıpmış (Faili Belli, 2019) (https://www.failibelli.org/ankara-jitem-davasi-gizli-taniklardan-ayisigi-kayipmis/)

 

 

 

Gazeteci Ferhat Parlak hakkında ifade veren gizli tanıklar 7 aydır bulunamıyor (MLSA Turkiye, 2020) (https://www.mlsaturkey.com/tr/gazeteci-ferhat-parlak-hakkinda-ifade-veren-gizli-taniklar-7-aydir-bulunamiyor/)

 

 

 

Garibe Gezer davasındaki gizli tanık 5 yıldır bulunamıyor. (T24, 2021) (https://t24.com.tr/haber/garibe-gezer-davasindaki-gizli-tanik-5-yildir-bulunamiyor,1000725)

 

 

 

Gizli tanık yine bulunamadı: Duruşma 4’üncü kez ertelendi. (Jinnews, 2022)  (http://jinnews39.xyz/HUKUK/content/view/187994)

 

 

 

Gizli tanık 6 yıldır “bulunamıyor” (bianet, 2022) (https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/258756-gizli-tanik-6-yildir-bulunamiyor)

 

 

 

Bu ifadeler çeşitli tarihlerde gazete ve haber ajanslarında öne çıkan bazı başlıklar. Farklı dosya ve gizli tanıklar hakkında bilinenler. Daha doğrusu kamuoyunda ismi bilinen dosyalardaki gizli tanıkların durumları. Kamuoyunun bilmediği binlerce dosya üzerinden on binlerce insan yargılanıyor. Hepsinin bilinmesi çok zor. Ama kamuoyunun yakından takip ettiği davaların durumları bu şekilde ise varın gerisini siz düşünün.

 

 

 

HALKIN MEŞRU DAVASI SUÇ KONUSU YAPILIYOR

 

 

 

AKP-MHP iktidarı kendilerinden önceki iktidarlar gibi devleti korumaya devam ediyorlar. Tabi aslında devleti korurken bizzat partisel çıkarlarını koruyorlar. Türkiye’deki anti-demokratik uygulamalara son verip sorunlara çözüm üreteceklerine sorunun bastırılması için hukuki kılıflar oluşturma yoluna gittiler. Kürt halkının en meşru ulusal hak talepleri farklı birçok yöntemin yanı sıra hukukla bastırılıyor. Bir halkın haklı-meşru talepleri karşısında iktidarın sarıldığı şey “açık ve gizli tanık” beyanları oldu. Gizli ve açık tanık beyanları hukuki olmaktan çıkıp, inkar ve imha siyasetinin bizzat yerine konuldu. Daha önce direkt inkar ve imha ederken şimdi bu taktikle talepler ‘suç’ unsuru haline getirdi. Özcesi Kürt halkının, muhaliflerin, kadınların, gençlerin, ekolojistlerin, gazetecilerin, aydınların, sanatçıların, akademisyenlerin meşru talepleri gizli ve açık tanıkların ifadeleriyle yargılama konusu yapıldı. Bu ifadeler üzerinden talepler kriminalize edilip devlet, (daha doğrusu iktidar) düze çıkarıldı. Bir halkın devasa demokrasi ve özgürlük mücadelesinin önü gizli tanık beyanlarıyla alınmaya çalışılıyor. ‘Varlığını’ inkar etme politikası çökünce şimdi de itibarsızlaştırıp suçlu göstermeye çalışıyorlar.

 

 

 

 

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ