Hayatı kitap oldu: Berlin’in en büyük çete lideri Mardinli Mahmut

Hayatı kitap oldu: Berlin’in en büyük çete lideri Mardinli Mahmut
  • 4 Kasım 2020 16:31 | Son Güncellenme: 4 Kasım 2020 16:32

Berlin’in en büyük suç örgütlerinden birinin başı olan Mardinli çete lideri Mahmut El Zein, hayatını kitaplaştırdı.

Berlin’in en büyük suç örgütlerinden birinin başı olan Mardinli Mahmut El Zein, artık bir yazar. El Zein, Ekim ayının başında yayınladığı otobiyografiyle onu Almanya’nın en büyük mafya ailesinin reisi olmaya doğru götüren yolu yazdı. El Zein’in ‘Berlin’in Babası’ adını taşıyan kitabı; Almanya’da Droemer HC Yayınevi tarafından basıldı.

Mahmut El Zein kitabını ailesine ithaf etmiş ve bu ithafı şu sözlerle ifade etmiş:

“Her şeyin bir zamanı vardır.İş, zevk, ödül, intikam. Sadece aile için her zaman, zaman vardır.” Ve bu ithaftan hemen sonra bir Lübnan atasözüyle köklerin ve ailenin öneminin altını bir kez daha çizmiş: “Kökler derinlere ulaşırsa rüzgârdan korkmanıza gerek yok.”

Berlin’e ayak basmasıyla başlayan kitabında El Zein; soğuk bir havada ayak bastığı Berlin’den önce de her zaman yalnız dans eden bir dövüşçü olduğunu söylüyor. Ancak bir süre sonra El-Zein soyadının Berlin’de isim, güç ve nüfuz anlamına geldiğini de hatırlatarak kendisine “Berlin’in başkanı” ya da “Berlin’in babası” denmesini kendisinin çok tercih etmediğini belirtiyor ve asıl önemsediklerini şu sözlerle anlatıyor:

“Benim için önemli olan yolumdur, ilkelerime sadık olunmasıdır ve etkimin gösterilmesidir. Ve sükûneti ve barışı sağlamaktır. Hem ailemde hem de Berlin’de. Çoğu zaman bu hedefime ulaştım ama bazı zamanlarda ise kontrolümden çıktı. Şimdiki gibi Kreuzberg sokaklarında su birikintileri şiddetli nehirlere dönüşürken, kendimi yargılıyorum. Neyi yanlış yaptım? Ailemdeki erkekler bana temel değerleri öğretti. Ancak doğru yoldan giderseniz galip gelebilirsiniz; yaptığınız adaletsizlik bir noktada size geri döner. Bu öğretiler başından beri hayatımı şekillendirdi. Ancak, gerçekte ne anlama geldiklerini anlamam biraz zaman aldı.”

El Zein’in kitabında böyle bir girişten sonra, okuyucuyu 1982’de Lübnan Havaalanı’na ve öncesine götürüyor. 16 yaşında eşiyle birlikte Almanya’ya gelmeden önce bir Lübnan fotoğrafı çiziyor: “Lübnan’da 1970’lerin ortalarından beri iç savaş şiddetlendi. Memleketim Beyrut kaos ve anarşiye gömüldü. Hıristiyanlara karşı Müslümanlar, enternasyonalistlere karşı milliyetçiler, Sünnilere karşı Şiiler, İsraillilere karşı Filistinliler… O yıllarda Lübnan’da birbirleriyle savaşan sonsuz sayıda grup vardı. Başka hiçbir şey bilmiyordum. On bir veya on iki yaşımdan beri böyleydi. İç savaşın başlangıcında, ailemin evinin yıkıldığını, insanların sokakta başlarının nasıl vurulduğunu, vurulduğunu ve ateşe verildiğini, ordunun şehri Müslüman bir batı bölümü ve bir Hıristiyan doğu bölümü olarak ayırdığını gördüm.”

O dönemde El Fetih saflarında yer aldığını söyleyen El Zein, o sırada katıldığı çatışmaların kendisini bugüne getirdiğini söylüyor:

“Nadiren korkardım. Kavga kanımdaydı, her an bir çatışmanın içinde olmak istiyordum. Bu çatışmalar kendimi kanıtlamaya hizmet etti. Kendimi yenilmez hissettim.”

1981’de babasının isteğiyle kuzeniyle evlendiğini anlatan El Zein, kaleşnikof ve AK-47’lerin gölgesindeki düğününde Kürtçe, Türkçe, Arapça müziklerin çalındığını anlatıyor. 1982’de eşinin hamile kaldığı günlerde El Fetih milisleri olarak kaldıkları kampların bombalandığını dile getiren El Zein, bombardıman uçaklarına kaleşnikofla ateş etmeye teşebbüs ettikten sonra babasının kendisini ve eşini Almanya’daki amcasının yanına göndermeye karar verdiğini yazıyor. Lübnan’dan ayrılmak istemediğini ama amcası El Ammu’nun onu ikna etmesiyle bir aylık vizeyle Almanya’ya geldiğini anlatarak girizgahını genişletiyor.

Yıllar süren sessizliğini bozan Mahmut El Zein’in hayatı, tam anlamıyla bir en alttan zirveye çıkış hikayesi. Bu yolda; yaşadığı hapislikler, rakipleriyle çatışmalar, sokaklardaki acımasız mücadelesi var. Kitabında “Benim sözüm önemlidir. Hem de sadece kendi ailem için değil, diğer klanlar için de. Yugoslavlar, Türkler, Kürtler, Ruslar – hepimiz birbirimizi tanıyor ve saygı duyuyoruz. Biri yanlış adım atarsa, görmezden gelinir. Ama saygı sınırı aşıldığında kan akar” diyen El Zein’in kitabı Ortadoğu tarihinin Avrupa’yı nasıl etkilediğinin de önemli bir belgesi niteliğinde.

Yıllarca Alman devleti tarafından sınırdışı edilmeye çalışılan El Zein’in liderlik ettiği klanların hikayeleri filmlere, dizilere konu oldu. 4. Blok, Dogs of Berlin gibi yapımlarda bu klanların hayatları anlatıldı.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ