Mardin Roj

Derik’in tarihi efsaneleri

Derik’in tarihi efsaneleri
  • 15 Temmuz 2021
Tarihi şehrimiz Derik, aşiretleri, tarihi dokusu, yaşam öyküleri, doğası, kültürü, yaşayan milletleri ve efsaneleri olan bir ilçemiz iken, hep geri planda tutuldu. Kürt Yazar Eyüp Güven, Derik’e dair her şeyi hazırladığı kesitler ile okuyucuya ulaştırıyor. Eyüp Güven’in Derik Efsanelerine dair tarihi belgelere ve söylencelerden yararlanarak kaleme aldığı Derik Efsanelerinden bir kesiti sizlerle paylaşıyoruz;  
Halk edebiyatı ürünlerinden biri olan efsaneler, geçmişle günümüz arasında kültürel aktarımı sağlayan, insanın ve onun oluşturduğu kültürel yapının anlaşılmasına katkıda bulanan alanlardan biridir. Gerçek ve hayali varlıklara, yer ve olaylara olağanüstü özellikler atfederek oluşturulan, anlatılanların gerçek olduğuna ilişkin inançla birlikte kişinin bireysel – toplumsal yaşamını yönlendiren Yıllarca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öykülere efsane denir. Efsanede anlatılan olaylar bazen hayali olabilir. Ama efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu öykülerin çoğu kahramanca işler yapmış kişilerle ilgilidir. Efsaneler bir bölge ya da halkın kültüründe önemli yer tutar. Bu yüzden ilçemizde derlediğimiz birkaç efsane ve söylenceyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER EFSANESİ
Ali baba ve kırk haramiler efsanesi başta sinema filmi olmak üzere birçok yerde anlatılan bir efsanedir. Bizdeki versiyonu İlçemiz sınırları dahilinde bulunan ve bir birbirlerinden beş ile on kilometre uzaklıkta bulunan yerleşim birimlerinde geçen bir anlatımıdır. Bu efsane Kürtler, Araplar ve Türkler arasında söylenmesine rağmen kimse yer mekan ve zaman itibariyle tespit etmemiştir. Nerede ve nasıl olduğu henüz netleşmemiştir. Derik ilçe sınırları içinde beş coğrafik alan mevcuttur bunlar: Zeytinpınar (Heramiya), Adakent (Çildiz), Tepecik( Heramîyê), Kuşçu( Gir kemin) ve (Boyaklı) heremê keyfêdir. Bu ismi anılan bölgede kırk tane hırsız yaşarmış. Bunlar gerek yapılanması itibari ile gerek çalışmaları itibari ile çok usta cesur ve atılgan gözü pek kişiliklerden oluşmaktaydı. Özellikle güzergahları doğrultusunda olan kervanları soyar ve elde ettikleri ganimetleri efsunlu bir mağarada saklarlardı. Bu mağara suyu çok olup herkesin kolay kolay geçemeyeceği bir derenin yanındaymış. Hareket alanları ise özellikle ipek yolu olmuştur. İpek yolu üzerinde kervanın geçeceği yönleri tayin eder stratejilerini ona göre belirlerlerdi. Kervanın nerede konaklayacağı nereye gideceği hangi yollardan geçeceği tek tek araştırır sonra saldırıya geçerlerdi. İpek yolu çok önce “Girkemin ve Telbisim” güzergahını izleyerek devam etmekteydi.
Bu hırsızlar Hareket ettikleri yerleri de cinslerine göre tayin ederlerdi. Erkeler Haramiya da, Kadınlar Haramîyêde, eşleri ise heremê kehfêde kalırlardı. Harami Arapça kökenli bir kelime olup hırsız manasına gelmektedir erkek bir kelimedir. Aynı şekilde ipek yolunun aşağısında bulunan (Haramitepe) köyün ismi de Haramiyê dır. Yani kelime dişi olarak kullanılır.Kadın hırsız anlamını taşımaktadır. Her iki bölge arasında ÇİLDİZ adında bir köy mevcut olup Kürtçede “Kırk Hırsız” anlamına gelmektedir. Amaçları, ipek yolundan geçen kervanları talan etmek ve talan ettiği kervanları aksi istikamete yöneltmekti. Ayrıca aynı güzergah üzerinde olan birkaç tane sönmüş yanardağı mevcuttur. Bu yanardağ arından en geçilmez olanın ismi “Girkemin” tepedir. Bu Kürtçe bir kelimedir ve “Gir- Tepe” demek “Kemin-Pusu” demektir yani pusunun atıldığı tepe, ipekyolu Viranşehir güzergahından Derik üç yolundan ilerleyerek şimdi Derik Mahallesi olan Tilbisim (Tepebağ) güzergahını kullanarak ana İpekyoluna çıkardı.. Bu güzergaha gelmek için mutlaka “Ballıköy-Zorava” yani çetin su anlamına gelen yerden “Beyrok” köyüne yani “ber rêêk” yol üzeri köyünden gelerek girkeminin (Kuşçu köyü) önünden geçmeleri gerekir bu yüzden girkemin mıntıkasında gelen kervanlara saldırır ve direk haramya yani erkek hırsızların bulunduğu yerleşim alanına giderlerdi. Yani kervanın geldiği aksi yöne doğru hareket ederlerdi. Eşleri ve çocuklarını ise iki boyaklı köyü arasında bulunan “Heremê Kêfê” diye adlandırılan mıntıkada yaşarlardı onların günlerce kervan soymadıkları olurdu eşleri ile beraber bazen haramiyêde bazende hereme keyfede kalırlardı.
Efsanede özellikle herkesçe bilinen açıl susam açıl, söylemi ise ilçenin bir mezrası olan köyün içerisinde bir kaya mevcut olup, kayanın üzerine yontulmuş iki aslan figürü vardır. bu iki figürün bulunduğu yere Derê xiznê (hazine kapısı) denilir ve aradaki zor ava(Ballı köyü) suyunu elindeki bir tılsımla geçerdi, Ayrıca kırk haramiyi Ali babanın öldürdüğü söylenmektedir. Ali baba kendi aşireti ile bu kırk haramiyi yok ettiği için ona beylik unvanı verilmiş olup ilçedeki Alibey köyü de kendisinin yaşadığı köy olarak belirtilmektedir.Genelde Bağdat ta geçtiği söylenilen efsanenin dönemi incelendiğinde ,. 1834 Yılında Mardin Bağdat’a bağlanmış, ancak Mardin Bağdat’a uzak olduğundan tekrar Diyarbakır’a bağlanmış, sonrasında Mardin Musul’a bağlanmış, bu da olmayınca 1839 yılında bir daha Diyarbakır’a bağlanmış. İşte o zaman Derik, “Dirik Nahiyesi” Adı altında Diyarbakır sancaklarından birisi olmuş.
Hazırlayan: Yazar Eyüp Güven
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ