Mardin Roj

Bir devrimcinin 47 yıl sonra Kızıltepe’ye dönüşü

Bir devrimcinin 47 yıl sonra Kızıltepe’ye dönüşü
  • 16 Eylül 2021

Yoldaşlarınız yanı başınızda vurulup düşmüş, en yiğitleri idam sehpalarına yürümüş. 6 Mayıs’ın üzerinden henüz dört ay geçmiş ve Kızıltepe Lisesi’ne Felsefe Öğretmeni olarak atanmışsınız. Mardin ovasında 15-16 bin nüfuslu bir kasaba irisi.

 

Uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra avukat olarak yoluna devam eden Devrimci hareketler içerisinde uzun yıllar mücadele eden Avukat Hasan Kul 47 yıl aradan sonra Kızıltepe’ye ilk defa gelişini kaleme aldı.

 

HASAN KUL

 

Çevremdeki kimi insanlar “Hocam siz Kızıltepe’de kaç yıl çalıştınız, neredeyse her konuşmanızda bu kentin adı geçiyor, ailenizde Kızıltepe’li var mı?” sorusunu sorarlar. Ben de onlara sorunun sunundan başlayarak “Benim ailem tümüyle Kızıltepe’li” yanıtını veririm, gülüşürüz. Vizontele filmlerinden birinde Belediye Başkanı, Deli Emin’e şöyle der: Her şey bir kenti sevmekle başlar. Sevmenin bir kimyası var mı bilmiyorum ama sosyolojisi olduğu kesin.
Ortaokuldan sonra Öğretmen Okulunda okumuş ve öğretmenliğe sevdalanmışsınız. Yüksek Öğretmen Okulu’nda okurken 68 kuşağının ateşiyle sevdanız sınıfsal bir nitelik almış ve tüm ülkenin, dünyanın, ezilenlerin, ötekilerin kurtuluşuna kendinizi adamışsınız. Yoldaşlarınız yanı başınızda vurulup düşmüş, en yiğitleri idam sehpalarına yürümüş. 6 Mayıs’ın üzerinden henüz dört ay geçmiş ve Kızıltepe Lisesi’ne Felsefe Öğretmeni olarak atanmışsınız. Mardin ovasında 15-16 bin nüfuslu bir kasaba irisi.

 

Abdülhakim Yıldırım (Bozo) Mehmet Emin Özmen

 

15 Ekim 72’de geldiğim Kızıltepe’den, 24 Eylül 74’de ayrılmışım. Toplam 23 ay. Lise 1969’da açılmış, sanırım benden önce bir mezun vermiş. Sevgili Hacı İlhan ve arkadaşları öğrencim olmadı. İlçede henüz 12 Mart muhtırasının dumanı tütüyor. Çoğu öğrencim 21 kişi, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanıyorlar. Kasabada Kürtler, Araplar, yedi aileden oluşan Çeçenler ve çoğu memur olan Türkler barış içinde yaşıyorlar. Ancak Kürtler arasında kan davaları sürüyor.

 

19 Nisan 1973’te Abdurrahim Türk öldürüldüğünde eşim Serpil Kızıltepe’ye geleli 14 gün olmuştu. Genç yaşında ölen Mehmet Emin Gegez’in taziyesi çıkışı 12 kişinin ölümünde de Derik’teki intikan baskınının yaşandığı günlerde de Kızıltepe’deydik ve bu yaşananlardan çok üzüntü duyuyorduk. Yıllar sonra bu özdeşim kurmanın, kendimi Kızıltepe ile bu denli bütünleştirmenin temelinde, biri biriyle bu denli dayanışma içinde olan her koşulda biri birine sahip çıkan insanların bir parçası olmak isteğinin yattığını fark ettim.

 

Mithat Karakoç, Abdülhakim Yıldırım (Bozo) ve Mehmet Emin Özmen

 

Abdurrahman Görgün’ün hastalığı ve Ankara’daki tedavi sürecinde başta Tarık olmak üzere tüm arkadaşlarının bu hastalığı ve Abdurrahman’ın sağlığını ne denli önemsediklerini bizzat gözlemledim. Aynı duyarlılık son olarak sevgili Bozo’nun hastalığı ve kaybı sırasında da yaşandı. Sevgili Necat, Bozo’nun ölümüne kardeşi Cemal’in kaybı ölçüsünde üzüldü. Mersin’deki toplantılardan birinde konuşmuştuk: Kızıltepe Lisesi’nden onca insan gelip geçti ama özellikle 1971- 1975 arası dönemde mezun olanlar bu bağlılığı gösteriyorlar.
Sevgili Beşir Güler’in düzenlediği Tilermen Watsapp grubumuzda olsun, Mersin ve İstanbul’da yaptığımız toplantılarda olsun genellikle aynı kuşaktan arkadaşları görüyorum. Benim gözlemim bu birlikteliğin mayasını atan güzel insanların katkısı. Başta Mehmet Demir. Türkiye İşçi Partisi’nin ilk gençlik kolları başkanı. Özgün Nas. Ali Demir ve Melle Hıdır’dan, Margaret’in babası berber Halef’e kadar yurtsever insanlar. Adını anımsamıyorum Lise’de bir milliyetçi öğretmen Bedirhan Acar’a şöyle demişti: Sizin ne yazılı bir kitabınız, ne kendinize ait bir diliniz var. Bedirhan hocanın lâfının bitmesini beklemeden patlamıştı: “Yav, Allahtan korkun, sizin alfabenizde 29 harf var, üstelik kendinize bile ait değil, bizimkinde 33 harf var. Bırakmadınız ki, yazılı basılı kitabımız olsun.”

 

Hasan Kul

 

Mecit, “Hocam, Kızıltepe sizin anılarınızdaki şehir değil, şehre adını veren tepe bile yağmalandı” demiş. Haklıdır. Zaten ben iki otel dışında sadece elektrikçi Sait’in üç katlı evinin olduğu Kızıltepe’ye değil, dostlarıma, arkadaşlarıma , yoldaşlarıma geliyorum. Bir çoğu hayatta olmasa da Mahmut Kiraz’ın lokantasında oğlu Mesut gelinlik pazarlasa da Kızıltepe benim için hiç değişmedi, değişmeyecek.

 

Kalbim durmadan gelebilirsem, görüşmek üzere: Silav û rez.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ