Mardin Roj

Artuklu üniversitesi köşesi, Veysel Tarhan; Eğitime Koronavirüs darbesi

  • 31 Mart 2020 14:15 | Son Güncellenme: 26 Temmuz 2020 11:46

EĞİTİME KORONA VİRÜS DARBESİ

Bugünlerde tüm dünyanın yaşamakta olduğu bir kabus var. Bu kabusun ismi Koronavirüs Kabusu. Bu virüsün farkında olan insanların yaşadığı ortak duygular : korku, kaygı, ölüm ve en önemlisi ben ne yapacağım endişesidir. Bakıldığında bu virüs tüm dünya üzerinde çok büyük etkiler yarattı, yaratıyor ve yaratmaya devam edecektir. Her ülke kendi plan ve programları çerçevesinde önlemler alıyor. Peki bizim yaşadığımız ülke olan Türkiye aldığı önlemler neticesinde halktan nasıl bir tepki aldı ? Alınan ve alınmayan tüm önlemlere değinmek güç olduğundan tek bir noktaya değinmek yerinde olacaktır.

Koronavirüs Türkiye’ye bir eğitim darbesi vurmuştur. Aslında dikkatle bakıldığında Türkiye ve eğitim sürecinin ne kadar zayıf olduğu görülecektir. Şimdi, ülkemizde ilk Koronavirüs tespitinden yani 11 Mart ‘tan itibaren eğitim sürecini ele alalım. 11 Mart ‘da ilk vaka görüldükten bir iki gün sonra 3 hafta eğitime ara verildiği öğrenildi. Tüm öğrenciler alelacele bir şekilde evlerine gönderildi. Yurtlar hızlıca boşaltıldı. Evlerde kalan öğrenciler evlerine dönmek zorunda kaldı. Tabi bu eve dönme durumları çok hızlı bir şekilde geliştiğinden öğrenciler yanlarına ders materyallerini, kitaplarını ve elektronik eşyalarını alamadı. Hatta bazı öğrenciler nasıl olsa 3 hafta sonra döneceğiz diye düşünerek yanlarına kişisel eşyalarını bile almaya bile gerek duymadılar. Öğrencilere, 3 hafta eğitime ara verildi bilgisinden sonra YÖK tarafından 23 Mart’tan itibaren Online eğitime başlanacak bilgisi verildi. Tüm öğrenciler bu duruma hazırlıksız yakalandı. Bütün öğrenciler en fazla bir iki hafta böyle olur diye ümit ederlerken 26 Mart’ta yine YÖK tarafından üniversitelerde bahar döneminin kapatılacağından ve online eğitimle devam edileceği bilgisi geldi. Bu açıklamadan sonra tüm öğrenciler şok oldu. Aslında herkes bu açıklamayı hem çok istiyordu hem de hiç istemiyorlardı. Böyle bir kararın istenmesinin nedeni herkesin takdir edeceği gibi sağlıktı. Peki böyle bir kararın istenmesinin sebebi neydi ? Neden bu karardan sonra özellikle sosyal medyada konuşulan konulardan ilki eğitim oldu ? Uzaktan eğitim ve online sınav sisteminin herkeste endişe uyandırmasının sebebi Türkiye’nin bu eğitimi sorunsuz ve verimli olabilecek bir şekilde veremeyeceğidir. Bunun için Türkiye’de gerekli ve yeteri kadar altyapı sistemi yoktur. Geçen hafta bunun denemesi yapıldı ve öğrenciler için ne kadar yetersiz olduğu görüldü. Bir çok öğrenci sisteme giriş yapmakta bile zorlandı. Sisteme giriş yapan öğrenciler ise canlı yayından ve yüklenen videolardan şikayet eder oldu çünkü doğru düzgün yüklenmiyordu. Çok acemice hazırlanmış bir sistem olduğu videoların kalitesizliğinden anlaşılşmıştır. Canlı yayındayken bir çok defa internet üzerinden dönmeler olmuştur. Hazır olarak yüklerken videolarda ise acemiliklerin üst safhada olduğu görülmüştür. Bakıldığında yine bu öğrenciler az da olsa şanslıdır. En azından ellerinde bu sisteme girebilecek yeterli elektronik malzemeleri ve yeterli eşyaları vardır. Peki ya bu imkanları olmayan öğrenciler ? YÖK uzaktan eğitim kararı alırken ya imkanı olmayan öğrencileri unutmuş ya da bu öğrencilerin varlığından haberi yok . Evinde bilgisayarı, interneti ve bu sistemi kaldırabilecek akıllı telefonu olmayan insanlar var ! Hatta köylerde yaşayıp şebeke sorunu yaşayan bir çok öğrenci var. Ayrıca eğitim sürecinde öğrencinin kendisi ya da ailesinden herhangi biri Koronavirüs tedavisi görüyor olabilir. Bu öğrenciler ne yapacak? Yine online sınav sisteminden bahsediliyor. Bir çok öğrenci bu imkansızlıklar dahilinde sınava giremeyecek. Bu sisteme giriş yapmış sınavda olan öğrenciler için ise ; ya online sınav sistemi çökerse ya sınav anında teknik bir arıza olursa ..? YÖK ‘ün aldığı bir başka karar ise üniversite giriş sınavlarının 1 ay ertelenip Temmuz ayında yapılma durumudur. Bu karar gereğince de sınavda çıkacak bazı konular (örneğin türev/integral) çıkarılacaktır. 12. sınıf öğrencilerin konuların tamamını işlemediklerinden dolayı işlenilen yere kadar sorumlu tutulmaları gerektiği söyleniyor. Öte yandan mezuna kalmış bu konuları bilen ve emek harcayan öğrenciler ise hiçbir konunun müfredat dışı bırakılamaması gerektiğini söylüyorlar. Yine YÖK diğer tüm noktalarda olduğu gibi bu durumu da muallakta bırakmış ve adil bir uygulamaya gitmemiştir.

Yukarıda yazdığım ve yazamadığım bir çok soruna YÖK çözüm bulamamıştır. Üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmemişlerdir. Bu uzaktan eğitim ve online sınav sistemleri öğrenciler arasında eşitlik kavramını baltalamıştır. Eğitimde fırsat eşitliği kavramı ayaklar altına alınmıştır. Öğrencilere kabul görülen ve herhangibir alt zemini olmayan, tüm öğrencileri düşünerek verilmeyen bu sistem Türkiye tarihine kara bir leke gibi geçecektir. Bundan bir an önce vazgeçilmelidir. Unutulmamalıdır ki şu an yüksek öğretimde okuyan bu öğrenciler ileride Türkiye’nin öğretmenleri, doktorları, avukatları, siyasetçileri, psikologları, mimarları…olacaklardır. Kısacası bu öğrenciler Türkiye’nin geleceğidir. YÖK bu adil olmayan kararları verirken aslında geleceğini gelmeyecek şekilde dizayn ediyor. Eğitimde fırsat eşitliğini kabul görmeyen ve adil olmayan bu uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Bu kararlar alelacele ve düşünülmeden verilen kararlardır. Bu kadar kısa bir süre içinde sağlıklı bir kararın çıkması zaten şaşırtıcı olurdu. Bu noktada YÖK, MEB ve bu durumun düzelmesi için tüm kurum ve kuruluşlar konu üzerinde iyice düşünüp uzmanlardan, akademisyenlerden ve tabi ki asıl muhatap alınması gereken öğrencilerin talepleri doğrultusunda en adil ve eşitlikçi kararı vermelidirler. Bu kararın bir an önce verilmesi umuduyla son sözlerimi öğrencilere söylemek istiyorum: Sevgili öğrenci arkadaşlarım ben de sizler gibi öğrenciyim ve alınan kararların mağdurlarındanım. Unutmayın ki bir olup coşkulu sesimizle itiraz edersek verilen bu yanlış kararları durdurabiliriz. Boşun dememişler: AŞK ÖRGÜTLENMEKTİR ! Ve unutmayalım ki elbette bu kabus gibi görülen günler geçecektir. Onun umudu ile yaşama sarıldık. Umudumuzu alacağımız tedbirler ve sonrasında aydınlık günlerin güzelliği ile genişletelim.

UMUTLA…

 

Veysel Tarhan

Güvercin ve çocuklar

Güvercin ve çocuklar

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ